İnsan beyni belleğe benzer. Tatil resimlerimizi, videolarımızı, önemli belgelerimizi, kaybetmek istemediğimiz değerli verilerimizi sakladığımız bir harici diske benzetebiliriz beynimizi. Kafatasımızın içinde bulunan

bu bellek tekrar eden davranış ya da düşüncelerden oluşur. Pirinç dolu bir çuvalı ele alalım. İçerisinde ne olduğunu bilmesek de bu çuvalın içine elimizi attığımızda karıştırıp bir avuç dolusu pirinçle

karşılaşırsak ne olur? Bu çuvalın içerinde ne olduğunu algılarız, bu bir çuval pirinç deriz. Aynı şekilde bizleri oluşturan kimliğimiz; belleğimizde bulunan şeylerden ibarettir. Tekrar ve tekrar bu belleğe devamlı şekilde kattıklarımız kimliğimizi oluşturur diyebiliriz. Peki bu bellek nasıl dolar? Yeni doğmuş bir bebeği ele alalım, onun hangi dili konuşacağını, damak tadını, İngilizler gibi çaya süt katıp katmayacağını ne belirliyor?

Daha konuşmayı bile bilmeyen bu yeni açılmış bellek gözlemleri, duydukları, dokundukları ve tattıklarıyla beş

duyu organı aracılığıyla dolmaya başlıyor.Gördüklerini kayıt ediyor, duyduklarını kayıt ediyor, tekrar ve

tekrar ederek kişiliğine taşıyor.

Eski savaş filmlerinden ya da oyunlardan bilirsiniz savaş arabalarını, atların çektiği zamanının en güçlü savaş

arabalarıydılar. Bu arabaları beş atın çektiğini düşünün eğer bu atlar birbirinden farklı yönlere koşarlar ise ne olur? Araba parçalanır ya da hiçbir yöne gidemez değil mi? Peki beş at aynı yöne giderse ne olur? Herşey hızlanır. Bizler bu beş atı kullanan kişileriz ve bu 5 duyu organımızı doğru yöne çekmeyi bilmeliyiz.

Ben bu beş attan en önemli olduğunu düşündüğüm at hakkında konuşmak istiyorum. Duyduklarımız ve dinlediklerimiz yani kulağımız. Duymak ve dinlemek çok farklıdır. Dinlemek bir seçimdir fakat birçok şeyi duyabiliriz. Şuan siz bu yazıyı okurken etrafınızda birçok ses var. Belki araba sesleri, ağlayan çocuklar ya da inşaat makinelerinin çıkarttığı sesler. Fakat siz seçtiğiniz sesleri dinliyorsunuz ama tüm bu sesleri duyuyor olabilirsiniz. Özellikle bu ticarette yeni olduğunuzda çok fazla ses duyacaksınız. Etrafınızdan, ailenizden yada

arkadaşlarınızdan fakat bu sesleri duymak dışında dinlemek sizin seçiminizdir.

Bu yazımda anlatmak istediğim ana düşünce temizliktir. Genellikle temizlik denilince aklımıza vücudumuzu yıkamak, saçlarımızı temizlemek gelir.Ya da son kullanma tarihi geçmiş ürünler tüketmemek ki midemizi temiz tutalım. Peki hiç vücudumuzun en değerli organlarından biri olan beynimizi, zihnimizi temizlemeyi düşündünüz mü? Beş duyu organımızın işlemlerini kayıt altına alıyorsa bizlerde gördüklerimizi, duyduklarımızı, konuştuklarımızı seçerek bu belleği temiz tutabiliriz. Ne görüyoruz pozitif şeyler mi ya da ne dinlemeyi

seçiyoruz pozitif şeyler mi yoksa tam tersimi? Evet sağır olun, pozitif olmayan şeyleri dinlemeyin. En önemlisi kendinizle pozitif konuşun. Kelamınızla günah işlemeyin. Eşsiz ürünlerimizi eşsiz kazançlarla süslemek… Kulağa hoş geliyor değil mi? Yolculuğum boyunca kılıç kalkan sesleri duydum ilk muhtemel ortaklarıma sunduğum eşsiz ürünler ve yanında yatan eşsiz kazanç planı minik iki tohumun birbiriyle oynadığı kılıç kalkan oyununa dönüşmüştü adeta.

Hangi tohumun kazanacağı aslında benim hangisini sulamayı seçtiğimle alakalıydı. İnanç ya da şüphe… İki minik tohum ve biri kazanacak. Ben inancını sulamayı seçenlerdenim. Soran, öğrenen ve araştıran. Hangi tohumu sularsak o büyüyecek,bir yaratık olacak ve diğerini yenecek. Sizlerle çok beğendiğim bir karikatürü paylaşmak istiyorum, bu şekilde anlattıklarımı daha iyi şekilde anlayacaksınız.

IMG-20150302-WA0000

Bu karikatürü Qnet gözlüklerini takarak okuyun. Viyana hatırası tişörtlerini şüphelerinize benzetin. Bizler muhtemel iş ortaklarımızla görüşmelere gittiğimizde ya da ailelerimizin, arkadaşlarımızın yanına gittiğimizde onlara eşsiz ürün ve kazanç planımızı sunarken ya da sunduktan sonra onları alamadığımız gibi (Viyana’yı kuşatamadığımız gibi) onların itirazlarını üzerimize giyiyor ve şüphe ediyoruz. Yani kuşatamadığımız gibi bizleri birde Viyana hatırası tişörtleriyle

uğurluyorlar. Bu da bizim kabullendiğimiz itirazları bir damla daha sulamamız anlamına geliyor. Unutmayın seçim sizlerin hangi yaratığı sulayacağınız, en önemlisi zihnimizi dinlediklerimizle temiz tutmak bizlerin seçimidir. İtiraz kabul etmeyin en önemli o tişörtleri giydiyseniz bile tecrübeli liderinize dönün gidin ve yardımlarını isteyin. Çünkü onlar sizlerin inançlarını sulamak için, hizmet etmek için varlar. İyi çalışmalar…